Parlak Fikirler

Bana öyle bir iş teklifi sunun ki, sizinle birlikte ihya olalim…

Ben kendi isimi kuracagim emir altina girmem! Ama sermaye sorunum var diyorsaniz? Bulunmus oldugumuz bu donemlerde 0 sermayeyle is sahibi nasil olunur? Beyin egzersizi yapmak sizi yordumu? Olay tamda burada cereyan ediyor is fikrim var fakat buna cesaretim yok diyorsaniz, tam yerindesiniz…

Bu makalemizde size is fikirleri yada sizin yapabileceginizi dusumdugunuz is alanlari ile size destek olmaya calismak boynumuzun borcu, insanligimizin harci diyerek hem is fikiri,,, hem is sahibi iseniz yeni tuyolarla bu yazi akisim da sizlere hayal gucunun nasil paraya donustugunu anlatacagim..

Her yeni yazim da kucuk tuyolarla size manevi destegimi esirgemeden yardimci olmaya calisacagim. Nasil bir is hayal etmistiniz yada nasil bir tuyoyla daha ileriye is anlaminda gidebilirsiniz, yakinda paylasacagim yazilarimla İnsanliga bir katki payimiz olsun hayir dua alalim diye bu yazimi paylasmak istedim, ón soz ve bilinclendirme olsun diye meraklilarini diger yazilarim da bilgilendirecegim saygilarimla.

Zafermi saniyorsun aldigin ahi????

Tebrikler cok buyuk bir savas kazanmissiniz bayim sevincinizden anladim, bir kahkaha atmaliydiniz aslinda

Zafer sizin siz kazandiniz bayim kin, nefret, merak yakinda sizi bir bosluga surukledigin de sizin kadar acimasiz olmayacagim,,, amma bekleyip bende nihayete ulasacagima %99.9 eminim…

Bilmek ve bilmemek iki belirsizlik arsindayim,,, kah yilanca namert, kah alabildince dardayim…

Kimsenin ne yaninda hatta ki hatta nede yardayim biraktim ruhumu tozlu unutulmus bir raftayim..

Az evvel ya tamda suradaydim¡ bir kalem bir kagit, murekkep kokulu odadayim. Vay anasina hic olmadigim kadar dikte, tepeleme, kavsaksiz, virajsiz aydayim..

Sorunsuz yasamak icin sorun yaratmamak lazim, fakat kul sasar, besermis daha ben ne anlatayim… eziklikmi asla kabullenmedigim bir sifat cesaretimin en reytink yaptigi andayim.!!!!

6. His

6. Hissim evet yine beni sasirtmadi, aklimdan ne gectiyse birebir gerceklestigini gormekse bekledigim eylemdi.

Sizin yaptiklariniz once bizim 6. Hissimizden gecenlerdi, hislerime bir okadar daha guvenmeyi sectim Artik bu hayatta beni hic birsey sasirtmiyor suprizmi¿ hicmi hic olmuyor, cunku gocunmuyorum artik nezaman nerde ne gelisecek onceden biliyorum, munencimmiyim hayir, ermeyecegimede gore yapilanlara olaylara sadece karsidan seyirci oluyorum..

İnsanlar kendilerini cok akilli, bilmis acik aleyna gorsellestirmeyle doganin, yaradilisin munencimi sanmakla on yargili yaklasimla kăyinatin efendisi gibi kendilerini kanitlamakla okadar meskulki, hakli olmakla akilli olmayi hep birbirine karistirmaya devam ederken hayatin kiyisinda bogulmayi seciyor.

Henuz bilmedikleri bir sey var paranin satin alamayacagi degerler, bunu idrak edemeyip on yargili yaklasimin tecellisiyle senoryalar yazip cizen bireyler haklilik payi adina hayati diramlastirmaya devam ederken insan olmayi unutuyorlar.

Kedi uzanamadigi cigere mundar dermis, ulasdigindaysa tam doymama hirsi, kiskanclik kopegin yal korunmasi gibi kaybolan degerlere saygisizca saldirmayi acik arayip gonul kirmayi meslek edinmis bir ruh hastalikli tavugun perisanligi ile ortusurken, idrak duyusunu empati etmeyi kaybedermis..

Evvelini bildigim ezelini merek etmeye gerek duymadigim, cigerinizi bilirim sizin diyebilecegim cok insan var ve hayatlarini yasamlarini onlar yasamadan yorumlamam da tam bu yuzden. Ne cekinecek nede gocunacak degilim yaptim,ettim,gordum,gorundum… Dunya evrensel kavram olarak yuvarlak olabilir, dort kose edenler var kose kapmacaya doymadiniz lan bi, yerinizi yadirgamasaydiniz!!! Bulundugunuz yer cennetti insanlarin ozelini kurcalamakla elinize ne gecti?? Koskoca bir sifir, madalyami taktilar o kahrolasi boynuniza? Yoksa boynuzmu burasi tartisilir! Birakin onun bunu ruhen rahatmisiniz hasta beyinlerinizle???

Cok cabuk pek cabuk hayatin kiyisinda bogulanlar oyun icinde gel gitlerinizin urununu siz toparlarken ben hep seyirciniz olarak oynadiginiz tiyatronun en on sirada sizi seyretmekten keyif ve haz alacagim. 👏👏 ( Saygi ve sevgilerimle)

“Gőrmezden Geldiklerimiz..”

Çok şehir düşün tek şehir seç, İnsalığı düşün gel vaz geç, kolaysa o şehirden bir karış toprak seç, emanetini karış karış ölç gelde vazgeç bu diyardan, sinesinde yardır yatan anavatansız yer seç!!!! Çiğne çiğnet ayak altından geç sana ebedidir hayan elini koy vijdanınada toprak olda serden geç.. Önce Vatan sonra Millet, bak nasılda dik duruyor şu illet Türklükde olamaz Mağlubiyet nasıl oyunlardasın sen Adalet Ülke yönetimi idare organizasyonu sanki can çekişmekde ne işiniz var sizin turp denen illetle??? Yurt kalkınsın zalim yansın sen aziz evladısın beyin zehir, urban dik bırak uygarlık bizde kalsın.. Uyan ey gözlerim gafletden kim kurmuş böyle muazzam düzen kıskanıldıkca yükselen mabed uyan halkım gafletden uyan..

Tılsım

View original post

“Gőrmezden Geldiklerimiz..” Çok şehir düşün tek şehir seç, İnsalığı düşün gel vaz geç, kolaysa o şehirden bir karış toprak seç, emanetini karış karış ölç gelde vazgeç bu diyardan, sinesinde yardır yatan anavatansız yer seç!!!! Çiğne çiğnet ayak altından geç sana ebedidir hayan elini koy vijdanınada toprak olda serden geç.. Önce Vatan sonra Millet, bak nasılda dik duruyor şu illet Türklükde olamaz Mağlubiyet nasıl oyunlardasın sen Adalet Ülke yönetimi idare organizasyonu sanki can çekişmekde ne işiniz var sizin turp denen illetle??? Yurt kalkınsın zalim yansın sen aziz evladısın beyin zehir, urban dik bırak uygarlık bizde kalsın.. Uyan ey gözlerim gafletden kim kurmuş böyle muazzam düzen kıskanıldıkca yükselen mabed uyan halkım gafletden uyan..

En hızlı hayvanlarından bir tanesi olan çita, uzakta bir ceylan sürüsü görüyor.

Millieğitimin can çekiştiği bu yıllar da öğrencilerine verebileceği güzel bir anlatım Olmuş

Özgür bolat beyefendiyi tebrik ediyorum, bu güzel makalesin’den dolayı.

Özgür beyin yazılarını hep beğenmişimdir. Günümüz müfradatına resmen parmak basmış, okudum hoşuma gitti bu bilgiyi sizlerinde okumasını istedim.

Çocukların okulda neden motivasyonları düşük?

Tüm gücüyle ceylan sürüsüne saldırmasını beklerken, o istifini çok da bozmuyor.

Sadece yavaş yavaş sürüye doğru yürüyor.

35 metreye kadar yaklaşıyor.

3 saniyede 96 km hıza ulaşan ve dünyanın en hızlı koşan hayvanlarından bir tanesi olan çita, neden hâlâ ceylanlara saldırmıyor?

Bu kadar yaklaşmışken neden hâlâ sakin sakin dolaşıyor?


İNANILMAZ PLAN
Aslında çita çok önemli bir şey biliyor.

Eğer avına 30 metre kadar yaklaşmadan saldırırsa avını yakalaması çok zor.

Ancak 30 metreye kadar yaklaştığında saldırırsa avını yakalayabilir.


GEREKSİZ MOTİVASYON
Peki çita avına 30 metreden daha fazla uzakken heyecanlanıp tüm gücüyle saldırsa ne olur?

Avını yakalayamaz ve boşu boşuna tüm enerjisini harcamış olur.

Enerjisini toplaması uzun zaman alır. O günü avlanmadan bitirebilir.

Sürekli bunu yaparsa o zaman da türü yok olur.

O zaman bir çita için en mantıklı şey, hedef ulaşılabilir olduğu zaman tüm enerjisini kullanıp saldırmak, hedef ulaşılmaz olduğu zaman enerjisi harcamadan korumak.

İşte motivasyonun çalışma prensiplerinden bir tanesi tam olarak bu.

Hedef ulaşılır olursa motivasyon artar, ulaşılmaz olursa motivasyon azalır.


İNSANLARIN MOTİVASYONU
İnsan da öyle.

Hedef ulaşılabilir olduğu zaman, kişinin motivasyonu yüksek oluyor ve tüm enerjisiyle/gücüyle hedefin peşinden koşuyor.

Ama hedef uzak olduğu zaman, beyne hemen mesaj gidiyor: “Hedef uzakta. Boşu boşuna enerjini harcama”.

İşte biz bu durumda “Bu çocuğun motivasyonu yok” diyoruz ve çocuğu tembellikle, sorumsuzlukla ya da akılsızlıkla suçluyoruz.

Aslında çocuk aynı çita gibi kendisi için en mantıklı olanı yapıyor. Çok değerli olan enerjisini koruyor.

Motivasyonu düşük görünen çocuk bize “Hedef benim için uzak” mesajı veriyor.

Biz bu mesajı alamıyoruz. (Tabii ki motivasyon eksikliğinin başka sebepleri de var.)

Peki bu durumda ne yapmak lazım?


NE YAPILMALI?
Bunu da çitalardan öğrenebiliriz.

Anne çita, yavrularını eğitmek için şöyle bir şey yapıyor.

Bir ceylanı yakalıyor ve boynundan yaralayarak onu serbest bırakıyor.

Sonra da yavru çitalar yaralanmış ceylanın peşinden koşuyor ve onu yakalıyor.

Anne çita, yavrularında ‘Ben yapabilirim’ inancı oluşturuyor.

Yani anne çita hem ulaşılmaz olan hedefi yavrusu için ulaşılabilir hale getiriyor hem de yavruların avlanma becerisini geliştiriyor.

Aileler ve öğretmenler aynı şeyi çocuklar için yapmalı.

Hedefleri ulaşılabilir hale getirmeli.

Tabii bu hedefler otantik ve gerçekçi olmalı.

Yapmacık hedefler asla motive etmez. Çita yavrularına pratik olsun diye bir fareyi yakalattırmaz.

(Bu arada hedefler daha büyük bir vizyonun parçası olmalı. Vizyona bağlı olmayan hedefler çok motive etmez. Bu, başka bir yazının konusu.)


HEDEF SORUNU
Ama tabii ortada daha önemli bir sorun var.

Çoğu öğrencinin hedefi yok. Yani ortada yakalanacak bir ceylan yok.

Bu durumda asıl iş çocuğun güçlü yanlarına ve heyecanına göre hedef oluşturmak. Daha doğrusu çocuğun hedef oluşturması için gerekli ortamı sağlamak.

Çocuk hedef oluşturursa ve hedefine ulaşabileceğini düşünürse o zaman motivasyonu yüksek olur. Bu motivasyon da dışsal değil, tam anlamıyla içsel motivasyon olur.


ULAŞILABİLİR HEDEF NASIL YARATILIR?
DAHA önce yazmıştım. Bu bağlamda tekrar yazmakta yarar var.

Bazen bir iş yaparken, o işten o kadar keyif alırız ki zaman su gibi akar. Acaba bu durumlar ne zaman olur?

Bu soruyu merak eden Prof. Mihaly Csikszentmihalyi birçok insanla görüşme yapıyor. Sonra keşfediyor ki bu anların kişilerle ilgisi yok. Yaptığı işlerle ilgisi var. Nasıl mı?

Bir kişinin ‘becerisi’ ile yaptığı işin ‘zorluğu’ arasındaki ilişki, kişinin o işten aldığı keyfi belirliyor.

İşin zorluğu, kişin becerisinin çok üstündeyse, kişi o işi yaparken endişe duyuyor. Bu uzun süre devam ederse ‘öğrenilmiş çaresizlik’ başlıyor.

İş, kişinin becerisine göre çok kolaysa bu sefer de kişi o işten sıkılmaya başlıyor. Bir süre sonra da o işi bırakıyor.

Ama yapılan işin zorluğu, becerinin biraz üstündeyse kişi o işten keyif almaya başlıyor. Prof. Mihaly de buna ‘akış alanı’ diyor.

Biz öğrencilere ulaşabilir hedefler vermek istiyorsak, o zaman eğitim sisteminde her öğrencinin seviyesini bilmemiz gerekiyor.

Prof. Mihaly Csikszentmihalyi’nin Türkiye ortağı olan K2C firmasının kurucuları Erhan Feridun ve Güneş Ufuk, akış teorisini şirketlerde başarıyla uyguluyor. Aynı sistemi okullarda da uygulayabiliriz

Ama maalesef eğitim sistemimizde çocukların beceri seviyeleri bilinmiyor (zaten bilmemiz de zor çünkü okullar beceri üzerine kurulu değil).

Dersler ortalamaya göre işleniyor. Dolayısıyla yüksek becerili çocuklar sıkılıyor, düşük becerili çocuklar da öğrenilmiş çaresizlik yaşıyor.

Okullarda dersler beceri odaklı olmadıkça ve çocukların seviyelerine göre ‘farklılaştırılmış eğitim’ almadıkça, çocuklarda motivasyon oluşturmak çok zor olacaktır. Her çocuğa aynı seviyede hedefler vermektense seviyelerine göre ulaşılabilir hedefler sunmak onların motivasyonlarını arttıracaktır